İngiliz Parlamentosunda tahliye kaosu

98

İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen terör saldırısı, parlamentonun beklenmedik bir durumda nasıl boşaltılacağı konusuna titizlikle yaklaşmalarına rağmen İngiliz güvenlik güçlerinin, binadakilerin tahliyesinde yetersiz kaldığını ortaya koydu.

Olası terör saldırılarına hazırlık çerçevesinde alışveriş merkezleri, iş yerleri ve metro istasyonlarında zaman zaman tatbikatlar düzenleyen İngiliz polisi, son tatbikatını ünlü Thames Nehri’nde yaptı. Özellikle son yıllarda Avrupa’da düzenlenen terör saldırılarının ardından Londra’da da güvenlik önlemleri artırıldı.

Saldırı sırasında parlamentonun üst kanadı Lordlar Kamarasına ait komisyon salonunda yabancı basın için düzenlenen toplantıya katılan AA muhabiri, İngiliz güvenlik güçlerinin, çok sayıda kişinin çalıştığı parlamento binasını olağanüstü bir durumda nasıl tahliye edeceği konusunda etkili bir planı bulunmadığını gözlemledi.

Yaklaşık 9 milyonluk nüfusuna rağmen caddelerinde korna sesinin ender duyulduğu, sokaklarına sakinlik ve sessizliğin hakim olduğu başkentte ülke siyasetinin kalbinin attığı parlamento binasının bahçesinden gelen bağırışlara, toplantıya katılanlardan sadece Türk ve Yunan gazetecilerin tepki gösterip diğerlerinin ilgisiz kalması da dikkati çekti.

Görevliler ancak AA muhabirinin “parlamento civarında olay yaşandığına ilişkin bilgiler geliyor” diyerek toplantıyı kesmesi üzerine bilgi almak için toplantı salonundan ayrıldı. Kısa bir süre sonra dönen görevli, gazetecilere dışarıda beklenmedik bir olay yaşandığı ve güvenlik tarafından bildirilene dek salondan ayrılmamaları gerektiği uyarısında bulundu.

Dışarıda neler olduğunu öğrenmek için cep telefonlarına ve televizyonlara yönelen yabancı basın mensupları, yaklaşık bir saat sonra yetkililer eşliğinde parlamentonun Lordlar Kamarasına ait kısmındaki diğer kişilerle başka bir bölüme gönderildi.

Polis, daha sonra Lordlar Kamarasına ait avluya yönlendirdiği kişilere “Lord da olsanız, milletvekili de olsanız bizim dediklerimize uyacaksınız. Biz koşun dersek koşacaksınız, burada bekleyin dersek bekleyeceksiniz. Biz de haber kanalları kadar bilgi sahibiyiz. Dışarının güvenli olduğuna kanaat getirdiğimizde buradan ayrılabilirsiniz.” açıklamasında bulundu. Polisin açıklama yaptığı sırada helikopterlerin, parlamento binası üzerinde uçmaya devam ettiği görüldü.

Avludaki bir saatlik bekleyişin ardından güvenlik yetkilileri, hem Lordlar Kamarası hem de parlamentonun alt kanadı Avam Kamarasına ait binalarda bulunanları binanın en eski kısmı olan bin yıllık Westminster Hall’de topladı.

Parlamentonun kreşinden getirilen çocuklar da dahil herkes, sakince binadan çıkmayı bekledi.

Yetkililer, yarım saat sonra yaklaşık bin kişiyi parlamentonun karşısındaki tarihi Westminster Abbey Kilisesi’ne geçirdi. AA muhabiri, tahliye sırasında olayın yaşandığı yer civarında yolların trafiğe kapatıldığını ve bölgede özel kuvvet dışında kimsenin olmadığını gözlemledi.

Lordlar, milletvekilleri, gazeteciler, parlamento çalışanları ve çocukların kiliseye yerleştirilmesinin ardından yetkililer, “Dışarının halen güvenli olmadığının düşünüldüğü” açıklamasında bulundu. Kilise soğuk olduğu için kreş çocuklarının, ayrı bir odada bekletildiği öğrenildi.

Olaydan yaklaşık 4,5 saat sonra emniyet yetkilileri, çocuklar, yaşlılar ve engelliler başta olmak üzere “ifadesi alınan” herkesin kiliseden ayrılabileceğini açıkladı.

Parlamentodan kiliseye tahliye edilen herkesin tek tek, kimlik ve iletişim bilgilerini kaydeden polis memurları, “Olaya ilişkin herhangi bir şey gördünüz mü, duydunuz mu?”, “Olay sırasında neredeydiniz?”, “Olayda yaralandınız mı?” ve “Psikolojik desteğe ihtiyaç duyuyor musunuz?” sorularını yöneltti.

Saldırıdan 5,5 saat sonra bölgenin hala trafiğe kapalı olması ve parlamento binasıyla kiliseye en yakın metro istasyonun da kullanıma açılmamış olması, İngiliz yetkililerin güvenlik riski taşıyan durumlara aşırı titizlikle yaklaştığını gösterdi.

Lordlar, milletvekilleri, gazeteciler ve çalışanlar, olaydan yaklaşık 6 saat sonra evlerine gidebildi.

Sıkı güvenlik önlemleri

Son yıllarda Fransa, Brüksel ve Almanya’da yaşanan terör saldırılarının ardından İngiltere genelindeki kilit noktalarda güvenlik önlemlerinin artırılması kararlaştırılmıştı. Ülke genelinde limanlarda, havalimanlarında, tren garlarında, metro istasyonlarında ve turistlerin yoğun olarak ziyaret ettiği bölgelerde sivil ve silahlı devriye gezen polislerin sayısı da artırılmıştı.

Ülkede yaşanması olası terör olaylarına yönelik her zaman hassas duruş sergileyen ve kamunun güvenliğini titizlikte sürekli gözden geçiren İngiliz hükümeti, Suriye ve Irak’ta yaşanan gelişmeler doğrultusunda 2014’ün ağustos ayında uluslararası terör tehdidi seviyesini, terör saldırısı yaşanması olası anlamına gelen, “ciddi”ye yükseltmişti.

İngiliz polisi, Suriye’deki krizin başlangıcından bu yana 800’den fazla İngiliz vatandaşının bu ülkeye ve Irak’a gittiğini, bu kişilerin yarısının da ada topraklarına geri döndüğünü tahmin ediyor. Yetkililer, dönenlerin ülkede terör saldırıları düzenlemesinden endişe duyuyor.

Terör seviyesi “ciddi” seviyesinde tutulacak

Londra’da olayda kimliği henüz açıklanmayan saldırgan, parlamento binası yakınlarındaki Westminster Köprüsü’nde aracını kalabalığın üzerine sürmüş, ardından parlamentosunun demir parmaklıklarına çarparak durmuştu. Araçtan çıkan saldırgan, parlamentoda görevli bir polise bıçakla saldırmıştı. İngiliz polisi, saldırganı vurarak öldürmüştü.

İngiltere Terörle Mücadele Birimi Komiser Yardımcısı Mark Rowley, saldırıda zanlı dahil 4 kişinin yaşamını yitirdiğini, 40 kişinin yaralandığını açıklamıştı.

İngiltere Başbakanı Theresa May, saldırının ardından yaptığı açıklamada, terör tehdidi seviyesinin “ciddi” düzeyinde tutulmaya devam edileceğini belirtmişti.