ABD Dışişleri Bakanlığı diplomasiyi Beyaz Saray’a bırakıyor

160

ABD’de Trump yönetimi yaklaşık iki aydır görevde olmasına rağmen, Dışişleri Bakanlığında birçok atamanın henüz yapılmadığı ve Bakanlığın eskisine göre daha pasif bir rol oynadığı görülüyor.

ABD’de Donald Trump’ın 20 Ocak’ta görevi devralmasının üzerinden yaklaşık iki ay geçmesine rağmen, Dışişleri Bakanlığında birçok atamanın henüz yapılmadığı ve Bakanlığın eskisine göre daha pasif bir rol oynadığı görülüyor.

Trump’ın kabinesinde Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturan, enerji devi ExxonMobil’in eski Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Rex Tillerson, ABD Senatosunda yapılan oylamada 43 aleyhte oya karşın 56 senatörün desteğiyle bakanlık onayını alarak göreve geldi.

Kabinede nasıl bir rol oynayacağı merakla beklenen Tillerson’ın göreve geldiği günden bu yana alışılmışın dışında bir dışişleri bakanı profili çizdiği ifade ediliyor.

Bakan yardımcıları, üst düzey diplomat ve büyükelçi atamalarının büyük bir kısmı henüz yapılmadı. Dışişleri Bakanlığı da henüz konuya ilişkin resmi açıklamada bulunmadı.

Öte yandan Trump, Dışişleri Bakanlığı ve Uluslararası Kalkınma Ajansına (USAID) ayrılan bütçeyi yüzde 37 azaltma kararı aldı.

Eski dışişleri bakanlarından John Foster Dulles’ın 1950’de başlattığı günlük basın toplantılarının ise 6 Mart’ta başlayacağı anons edildi. 6 Mart’ta ertelenen toplantılar, daha sonra haftada iki gün kamera karşısında, 2 gün de telefon üzerinden yapılmaya başlandı.

Dışişleri Bakanlığının basın toplantıları azaltılırken Beyaz Saray’ın basın toplantılarının ise ana akım medya tarafından neredeyse tamamının canlı olarak yayınlanması dikkati çekiyor. Basın toplantılarındaki denge değişimi, Trump’ın hükümetin iç ve dış politikadaki yükünü Beyaz Saray üzerinden yöneteceği yorumlarına yol açıyor.

Meksikalı bakanın ziyaretinden, Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün haberi yok

Beyaz Saray’ın ülkenin dış politika yükünü de üstlendiği, en son Meksika Dışişleri Bakanı Luis Videgaray’ın Washington ziyaretinde ortaya çıktı.

Washington’a gelen Videgaray, Dışişleri Bakanlığı yerine doğrudan Beyaz Saray’a giderek Trump’ın damadı ve aynı zamanda üst düzey danışmanı Jared Kushner ile görüştü.

Bakanlıkta geçici olarak sözcülük yapan Mark Toner, konunun Dışişleri Bakanlığı basın toplantısında gündeme getirilmesi üzerine “Meksika Dışişleri Bakanının burada olduğunu bilmiyordum.” dedi.

Toner, Videgaray’ın Dışişleri Bakanlığını ziyaret edip etmeyeceği sorusuna ise “Dışişleri Bakanlığı binasında bir toplantı olup olmayacağı konusunda çok emin değilim.” yanıtını verdi.

“Ortadoğu’da barışı Kushner sağlayamazsa hiç kimse sağlayamaz”

Diplomasinin Beyaz Saray, özellikle de Trump’ın damadı Kushner tarafından yürütülüyor olması yeni değil. Trump, koltuğa oturduktan hemen sonra yaptığı bir toplantıda, “Kushner’in Ortadoğu’ya barışı getirebileceğini” ileri sürmüştü.

Daha önce hiçbir diplomatik tecrübesi olmayan Yahudi kökenli Kushner’i işaret eden Trump, “Jared, çok iyi bir çocuktur. İsrail ile kimsenin yapamayacağı anlaşmayı yapacaktır. Pazarlık yeteneği ona doğuştan verilmiş. Ortadoğu’da barışı Kushner sağlayamazsa hiç kimse sağlayamaz.” ifadelerini kullanmıştı.

Dışişleri Bakanlığının bu süreçte nasıl bir rol oynayacağı ise merak konusu

Sözcü Toner, Tillerson’ın ABD’nin Ortadoğu politikasındaki rolüyle ilgili soruya tepki göstererek “Tillerson, bu ülkenin dışişleri bakanıdır ve elbetteki Ortadoğu politikasında da İsrail-Filistin sorunun çözümünde de önemli bir rol oynamaktadır.” ifadesini kullandı.

Tillerson, Asya gezisine gazeteci götürmüyor

Bu arada göreve başladıktan sonra kameralar karşısına pek çıkmayan Tillerson’ın Asya gezisinde uçağına gazetecilerin alınmayacağı açıklandı.

Tillerson’ın yanında gazetecileri götürmeyecek olması, Trump yönetimi ve medya arasında halihazırda gergin olan ilişkilerin daha da gerilmesine neden oldu.

The New York Times, The Washington Post, The Wall Street Journal, Fox News ve CNN gibi önde gelen medya kuruluşları ortak bir kınama mektubu yazarak Dışişleri Bakanlığının bu kararını protesto etti.

Tillerson’ın Pekin, Seul ve Tokyo’ya yapacağı ziyaretin basına kapalı olmasını “Amerikan halkına yönelik bir aşağılama” şeklinde değerlendiren basın kuruluşları, bakanın yapacağı ziyarete ilişkin yansımaların sadece “devlet ağzından verileceğini” savundu.

Önceki başkanlar döneminde oldukça etkin rol oynayan Dışişleri Bakanlığının, Trump döneminde bir adım geri çekileceği ve boşalttığı alanın Beyaz Saray tarafından doldurulacağı yorumları, her geçen gün zemin kazanırken Tillerson’ın sessiz ve medyadan uzak hali de bu iddiaları güçlendiriyor.