AB Bakanı Çelik: Bu şartlar içinde terör mevzuatımızı değiştirmemizi beklemesinler

223

AB Bakanı ve Başmüzakareci Ömer Çelik, “Dünyadaki bütün devletler terörle ilgili mevzuatlarını teröre karşı daha da tedbir almak için güncellerken, bizim bu şartlar içinde, daha yeni böylesine bir saldırıya uğramışken terör mevzuatımızı değiştirmemizi beklemek doğru olmaz” dedi.

AB Bakanı Ömer Çelik, CNN Türk’te katıldığı programda gündemi değerlendirdi.

İstanbul’daki terör saldırısına değinen Çelik, son derece profesyonel bir saldırıyla karşı karşıya kalındığını belirtti. Dünyanın her tarafında yabancı terörist savaşçılarla ilgili özel kanuni düzenlemeler ve tedbirler alındığını dile getiren Çelik, bu sorunun dünyanın bilinen tedbirleri ve teknolojisiyle çözülecek bir şey olmadığını anlattı. Çelik, Türkiye’nin Irak ve Suriye ile bin 295 kilometre sınırı olduğunu anımsatarak, buralardan kaynaklanan güvenlik riskleri bulunduğunu, Türkiye’nin bu noktada mücadelesini azami ölçüde yürüttüğünü söyledi.

‘DÜNYANIN GENELİNDE EKSEN KAYMASI VAR’

Küreselleşme karşısındaki tepkilerin terör örgütlerince istihdam edilmeye başladığına dikkati çeken Çelik, dünyanın genelinde bir eksen kayması olduğunu kaydetti.

Suriye’de bu eksen kaymasını gördüklerini dile getiren Çelik, “Halkın talepleri doğrultusunda bir barış tesis etmek yerine Batı’dan ve Doğu’dan pek çok ülke, orada bir vekalet savaşı yürüttü. Birtakım örgütlere destek verdiler. Bugün gördüğümüz tablo, büyük devletlerin birbirine karşı bu örgütleri kullandığı yönünde. Bunların birtakım bilinçli veya bilinçsiz, merkezden veya merkezkaç birtakım devletlere karşı da terör faaliyetleri için de kullanılması mümkün olabilir. Ama somut adres gösterebilecek durumda değiliz. DEAŞ, Türkiye’de terör eylemi yaptığında müttefiklerimizden ve dostlarımızdan çok güçlü ittifak duyguları alıyoruz. Ama PKK terör eylemi gerçekleştirdiği zaman bu konuda yeterli desteği göremiyoruz” dedi.

‘SANKİ KUTUPLAŞMA OLMASIN DİYE HİÇ BİRŞEYİ TARTIŞMAYALIM’

İstanbul’daki terör saldırısının ardından kamuoyunda ‘yaşam tarzı, Noel ve yılbaşı kutlamaları’ üzerinden yürütülen tartışmalara değinen Çelik, her tartışmada ‘kutuplaşıyoruz’ diye başlayan cümlelerin çirkin bir şekilde “iç çatışma” gibi bir cümleyle sonuçlandığını söyledi. Bu toplumun bu kadar zayıf olmadığına dikkati çeken Çelik, “Öyle bir şey önümüze konuluyor ki. Sanki kutuplaşma olmasın diye hiçbir şeyi tartışmayalım. Böyle bir şey olmaz. Bence daha güçlü bir şekilde tartışmalıyız. Ama demokratik saygı içerisinde bu tartışmayı yapmalıyız. Şiddete evrilecek veya ima edecek bir biçimde değil.” diye konuştu. Laikliğin kamusal hayatın ortak bir değeri olduğunu, bu konuda bir tartışma olmadığının altını çizen Çelik, “Türkiye’de laikçilik ve cumhuriyetçilik adına laiklik erozyona uğratıldı. Laiklik ile toplum arasında organik bağ koparıldı. Çünkü laikçilik dediğimiz şey, laiklik adına bir dayatma olarak önümüze geldi.” ifadelerini kullandı.

‘YILBAŞI KUTLAMALARINA KİMSENİN KARIŞMA HAKKI YOK’

Noel ve yılbaşı kutlamaları hakkındaki tartışmaya da değinen Çelik, şunları kaydetti: “Buna kimsenin karışmaya hakkı yok. İnsanlar yılbaşına tüm dünyada ortak ve neşeyle umutlu girmek istiyor. Yeni yıla hep beraber umutla ve gülümseyerek girmek, bugün insanlık için ortak bir evrensel değer olmuştur. O yüzden hepimiz yeni yıl kutlama mesajı yayınlarız. Bunu Noel ile karıştırıyorlar. Bunun Noel ile bir ilgisi yok. Kutlamak istemeyen kutlamaz. Buna da son derece saygı duymak lazım. Kutlanmaması gerektiğini düşünen bu görüşünü açıklar. Bunu da bir şiddet olarak da algılamamak lazım. Tartışmaları bağlamı içerisinde yaparsak tartışmadan korkmamak lazım. Bizim sorunumuz şu: Bizde ağır kimlik problemleri var. Her meseleyi kimlik problemi haline getiriyoruz. En sonunda satrancı getirdik. Satranç oynarım, herkese de tavsiye ederim. Satrancın hele din adına yasaklanması gibi bir şeyi son derece akıl dışı bulurum. Umut ederim ki, Türkiye’de ilkokulu bitiren tüm çocuklar satranç öğrenerek ilkokulu bitirse. Bu aklın neşesidir, meydan okumasıdır. Doğu kültüründe satranç ile ilgili akıl ile kaderin aynı anda görülebildiği bir oyun olduğu için son derece değer atfedilir.” Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in toplumsal barışa son derece önem veren biri olduğunu vurgulayan Çelik, Diyanet İşleri Başkanlığıyla İstanbul’daki terör saldırısı arasında bağlantı kurmanın en basit şekliyle “illiyet rabıtasını yok saymak” olduğunu söyledi. Son olarak bir Avrupalı muhatabına da DEAŞ ve El Kaide militanlarının Türklerin oturduğu mahallelerden çıkmadığını Avrupa haritası ile anlattığını belirten Çelik, “Bizim orada Diyanet İşleri Başkanlığımız varlığıyla ortaya koyduğumuz şey El Kaide ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin zihniyetine aykırıdır. O sebeple dedim, ‘Avrupa düzeyinde siz El Kaide ve DEAŞ ideolojisine karşı bir mücadele verecekseniz Diyanet İşleri Başkanlığının anlattığı, Anadolu irfanının temellendirdiği İslam anlayışıyla işbirliği yapmanız gerekir.” diye konuştu.

‘BİR TANE MÜLTECİ ALMAYAN ÜLKELER TÜRKİYE’Yİ ELEŞTİRİYOR’

Dünyanın bir türbülansın içinden geçtiğini belirten Çelik, insan hakları, demokrasi gibi konularda her ülkenin aldığı tedbirlerle ilgili tartışmalar olduğuna dikkati çekti. Türkiye’nin Arap Baharı sırasında sokağa dökülerek kendi ülkeleri için demokrasi talep eden ülkeler için bir model ülke olduğunu, o ülkelerin demokrasi taleplerine ise karşılık verilmediğini belirten Çelik, “Gelinen noktada Türkiye’yi eleştirenler neyi desteklediler açık bir biçimde o demokrasi taleplerine karşı, Mısır’daki darbeyi desteklediler. Şimdi Mısır’daki darbeyi destekleyenler Türkiye’deki otoriteryanizmden bahsediyorlar. Ülkelerine bir tane mülteci almayanlar ve mülteciler üzerinden bir popülist yaklaşım gerçekleştirenler Türkiye’yi insan hakları üzerinden eleştiriyorlar. Türkiye’yi popülist davranmakla eleştiriyorlar. Yani dünyanın ekseni kaydı” diye konuştu.

‘GAZETECİLER OTOKONTROL MEKANİZMASINI ÇALIŞTIRSA BU MÜDAHALELERE GEREK KALMAZ’

Çelik, tutuklu gazeteciler ve tutuklu milletvekilleri konusunda her dosyaya ayrı ayrı bakılması gerektiğini vurgulayarak, “Medyanın da terörle, ifade ve basın hürriyeti arasındaki çizgi nedir, bu konuda bir otokontrol mekanizmasını ya da kendi içinde bir tartışma sürecini medya sürdürebilirse hukuki kurumların ve siyasetin müdahalesine belki bu kadar ihtiyaç kalmaz.” ifadelerini kullandı. Türkiye’deki reform iradesinin devam ettiğini muhataplarına da ilettiğini belirten Çelik, “Gelin açalım 23. ve 24. fasılları, ifade ve basın hürriyeti konusunda gerçekçi bir tartışma yapalım.” dedi.

‘MEVZUATIN DEĞİŞTİRİLMESİNİ BEKLEMEK DOĞRU OLMAZ’

Türk vatandaşlarına AB’den vize muafiyeti sürecini de değerlendiren Çelik, terörle mücadele mevzuatında değişiklik yapılmasına ilişkin kriterin dışında Türkiye’den talep edilen kriterlerin karşılanabileceğini söyledi. Çelik, “Dünya’daki bütün devletler terörle ilgili mevzuatlarını teröre karşı daha da tedbir almak için güncellerken, bizim bu şartlar içinde, daha yeni böylesine bir saldırıya uğramışken terör mevzuatımızı değiştirmemizi beklemek doğru olmaz” diye konuştu. Vize serbestisi konusunda yıl sonuna kadar ilerleme kaydedilmemesiyle sürecin kendiliğinden ölmeye başladığını belirten Çelik, “Tekrar bir araya gelme taahhüdümüz vardı. Daha doğrusu onlar bir araya gelecekti. Onlar gelecekler, biz de davet edeceğiz onları, gelecekler. Biz de davet edip konuşacağız” ifadelerini kullandı. Bakan Çelik, Gümrük Birliğini karşılıklı olarak güncelleme konusunda tam mutabakat olduğunu, bu güncellemenin yenilemeden öte, bütün unsurlarıyla güncelleme şeklinde gerçekleştiği takdirde Türkiye’nin lehine olacağını kaydetti.